nisaduruannesi. Blogger tarafından desteklenmektedir.
ben anne olmasaydım eğer ; anne etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ben anne olmasaydım eğer ; anne etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

13 Kasım 2013 Çarşamba

DUYGULAR , İSTEKLER

0 yorum
 Merhaba prensesim ,

Dünden bir resim ekleyelim dedim 28+2 (29. hafta) resmim.
Elbise giydim uzun bir aradan sonra önde büyüyen koca karnım havaya kaldırdı bana kalırsa komik duruyor ama gören arkadaşlar beğendi.

Havalar iyice soğumadan ve tabi karnım daha da büyümeden bunları giyip geçiştirmek lazım.
sonra ya olmayacak yada üşüme ihtimalim var.

Ben yine özledim seni !

Görüşmemize de neredeyse 2 hafta falan var ay sonuna inşallah.
içimde bu kadar güzel oynayan , devamlı tekmeler atan , sese tepki vermeye başlayan , elimi koyduğum anda kıpır kıpır olan seni şimdi daha çok özledim.

Osman bey hiç anlayışlı değil
yapsana şu görüş günlerini hafta da 1 yada hadi bilemedin 15 te bir özlem çekmeyelim kızımla .. :)



30. haftaya 1 son doğum haftasına kalan 11 hafta ile günler ilerliyor.
Bana soracak olursa tüm sancısına , ağrısına rağmen ben doğum yapmak istemiyorum.
Böyle seni daha iyi koruyabilirim ,
İçimde büyüyen minik bir can olması beni çok mutlu ediyor
Hareketlerini izlemek , dalgalanmalarını , tekmelerini bunlar bana çok büyük keyif veriyor
İnsanların ilgisi , bakışı , ve tabiki olumlu olumsuz hiç farketmez anneliğin verdiği düşünceleri çok mutlu ediyor.

Sonra 1 kez daha düşünüyorum . Hemen gel kollarıma diyorum.

Kokunu derinlemesine içime çekmek istiyorum
Sana doyasıya dokunmak hissetmek sevmek istiyorum.
Annelik ne demekmiş daha derinden anlamak istiyorum.
Sürekli kucağımda tutmak severken tekrar içime sokmak istiyorum


Sana dair öyle çok şey istiyorum ki doğunca sana anlatacak seninle yapacak öyle çok hayalim var ki
Sevinçle heyecanla bekliyorum...


13 Ağustos 2013 Salı

BEN ANNE OLMASAYDIM EĞER ;

0 yorum
Topuksuz ayakkabılarla da şık olunabileceğini bilmeyecektim.

Hamileliğim esnasında 80′li kilolara kadar çıkıp kendi çapımda ilk defa bir alanda rekorumu kıramayacaktım.

O küçücük ellerle renkli kartonlardan yapılmış bir kâğıt parçasının bu kadar değerli olabileceğini öğrenemeyecektim.

Su almak için elimde kumanda ile buzdolabını açtığımda kumandayı buzdolabına koyacak kadar ya da evden çıkarken telsiz telefonu çantama atacak kadar kendimden geçmeyecektim.

Birinin canı yandığında ötekinin bu acıyı hissedebilmesinin sadece ikiz kardeşlerde olduğunu sanacaktım.

Sabahın köründe gözü kapalı mutfağa kadar gidip, süt ısıtıp yine gözü kapalı dönme yeteneğini kazanamayacaktım.

Üzümün çekirdeklerini tek tek çıkarmak için insanüstü bir uğraşa asla girmeyecektim.

Bir insanın gaz çıkarması kaka yapması beni bu kadar mutlu edemeyecekti.

Büyüdüğünde arkadaşlarınla birlikte partilerde Süper anne olarak eğlenmeyi hayal edemeyecektim.

Babanla belki daha az kavga edecek ama sevginin evlat denilen başka bir boyutuna giremeyecektik.

Sevginin böylesine karşılıksız olanını hiç tadamayacaktım.

Telaşsız sevişmenin hayalini kuramayacaktım.

Annemi bu kadar çok sevdiğimi anlamayacaktım.

Annesinden zorla ayırdılar diye “Uçan Fil Dumbo!” çizgi filminde böğürerek ağlamayacaktım.

Geceleri kesintisiz uyuyacak, hafta sonunda sabahları istediğim saatte kalkacaktım ama uyandığımda yanağıma konmuş minik ellerin sıcaklığı ısıtmayacaktı yüreğimi.

Çantamda sürekli bisküvi, ıslak mendil, bir adet oyuncak, düşer bir yerin kanar diye ayıcıklı yara bandı taşımayacaktım.

Acıyı geçiren öpücüğün gücüne inanmayacaktım.

38,5 derece ateş beni de yakıp kavurmayacaktı.

Yağmur sonrası çamurlu sularda zıplamanın keyfine varamayacak, sen bir lokma daha fazla yiyesin diye kalabalığın ortasında kafamda peçete dansı yapmayacaktım.

SEN OLMASAYDIN EĞER; yaşamın karmaşıklığını unutup tekrar basit yaşamayı öğrenemeyecektim.

SEN OLMASAYDIN EĞER; ben asla “anne” olmayacaktım. Bir çocuk doğduğu anda, bir anne doğarmış… Bu lafın doğruluğuna inanmayacaktım!